Vatan, Millet(ler) ve Kadın: Yedi Kocalı Hürmüz’ün Düşündürdükleri

Murat AKSER profil resmi

Kategorisi : Türkiye Sineması

Yayınlanma tarihi : 19.03.2012

Etiketleri : Yedi Kocalı Hürmüz, kadın, vatan, millet, sinema, Ezel Akay, Ezop, Neredesin Firuze, Hacivat-Karagöz, Vurun Kahpeye, Karılar Koğuşu, Tersine Dünya, Halit Refiğ


Ezel Akay namı diğer EZOP’ UN üçüncü. uzun metraj filmi olan 7 Kocalı Hürmüz nihayet sinema salonlarında arz-ı endam etti. Filmin yapımcıları gişe hâsılatını sır gibi saklamakta ve filmin aralık ayı sonu itibariyle ne kadar bilet sattığına dair halen kesin bir bilgi yok. Türk sinemasında sanata dair fikri olan ve bunu her ortamda açıkça dile getiren ve filmlerinde uygulamaya çalışan Ezel Akay için maddi çıkar ilk amaç değil. Bunu çeşitli röportajlarında da vurguluyor. Hürmüz’ün çıktığı ortamda AKP hükümetinin de politikaları göz önüne alındığında filmi Yeni Osmanlıcık akımının bir örneği sanılmamalı. Zira Ezel Akay’ın filmografisindeki Neredesin Firuze ve Hacivat-Karagöz bu konuda benzer temaları işlediği filmlerdi. Bu nedenle üç ayrı soruda 7 Kocalı Hürmüze bakmakta fayda var. Filmin ulusal sanat-ulusal sinema bağlamında Türk modernleşmesinde önemli yeri olan kadının toplumsal alandaki yeri konusunda ağırlık taşıdığını görüyoruz. Gerçi geçmişte Vurun Kahpeye, Karılar Koğuşu ve Tersine Dünya gibi kadını memleket metaforu olarak gösteren filmler oldu. Bu filmde kadın-memleket denklemine gelen eni bir unsur var mı? Hacivat ve Karagöz Neden Öldürüldü filmi nedeniyle Metin Erksan tarafından son ulusal sinemacı ilan edilen Ezel Akay bu son eserinde hangi düşünsel yöne odaklanmakta? Peki, Firuze bir kadın filmi olarak mı yoksa ulusal sinema eseri olarak ve bir yönetmen sineması ürünü olarak mı değerlendirilmeli.

 

Öncelikle Hürmüz bir kadın filmi midir? Bu soruyu sorduğumuzda karşımıza, Hürmüz bir erkek filmine göre nerede durur? sorusu çıkar. Bir kadın sineması kavramı var ise tüm diğer sinema erkek sineması tüm ana karakterleri erkek olan, erkekleri aktif kadınları pasif gösteren, yapımcısı yönetmeni erkek olduğu gibi kamera ve anlatım bakış açısı da erkeği yücelten ve kadını nesneleştiren bir sinema olmalıdır Laura Mulvey’nin “Sinemada Anlatım ve Görsel Haz” makalesinden (voyeurism) dikiz kavramını ele alırsak 7 Kocalı Hürmüz filminde kadın bakış açısından erkeğe ve vücuduna yönelik bir dikiz var mıdır? Bakanın-seyredenin gözünden erkek vücuduna bakarak aldığı bir haz mevcut mudur? Evet diyebiliriz ki karakter olarak Hürmüz ve diğer kadınlar ön planda. Bu açıdan baktığımızda Hürmüz'ün kadınları cinsel iştahlarını göstermekten erkek ağzıiyla (ve erkek gibi) küfür etmekten çekinmeyen kadınlar. Renkli kostümleriyle ev içinde ne kadar rahatsalar dışarıda peçenin ve çarşafın içinde de gene o kadar girişken ve cilveliler.   Ancak bunlar Hürmüzü kadıncı, kadınsı, kadınsal veya kadına saygılı bir film yapmıyor. Hürmüz konusunu kadından alan, batı teknikli, doğu estetikli bir müzikal komedidir. Tarihsel bir duruma ise günümüz bakış açısından da bakması filmi bir temsil ikilemine de sokuyor.

 

Hürmüz karakterinin bu kadar erkeği idare edebilmesi sadece kadının fendi ile alakalı değil. Öncelikle tarihsel bağlamsal durumdan bahsetmekte fayda var. Hürmüz Osmanlı döneminde geçiyor. Yıl olarak Alman paşanın varlığına bakarsak Enver-Talat Paşaların iktidarı ele geçirdiği yıllar 1910lar. Ortalıkta Hürmüz’ün beğeneceği tipte erkek olmadığına bakarak diyebiliriz ki film 1914-1918 yılları arası genç ve sağlıklı erkeklerin askerde olduğu zamanlar. Bu da ortalıkta sadece hapishane kaçkını, kekeme, bekçi, doktor gibi kişilerin olmasını açıklıyor. Kadınların erkeksiz kaldığı, geriye kalanların yedisinin bile bir tane erkek etmediği bir dönem bu. Zafer Toprak'ın çalışmalarında 1914-18 yılları arası özellikle şehirli kadınların erkekler savaştayken ya da ölüm haberleri geldikçe, parasızlıktan ya da diğer sebeplerden intihar ve fuhuşa meyil ettiklerini yazmakta. Döneme bu şekliyle bakarsak Hürmüzün çabaları zevk-keyif ve libidodan çok zorunluluktan maddiyattan kaynaklanmakta. Eve ekmek getiren erkek olmaması yaşamak için para gerektirmesi Hürmüz karakterini başlıca motive eden gerçek. Ve hatta Hürmüz’ün erkekleri kafeslemek çabaları cinsellik olmaması üzerine kurulu. Aslında filmin kafesçi delisi tek aklı başında ve eril erkeği. Diğerleri toplumsal cinsiyetin kendilerine dayattığı rollerle boğuşurken Haluk Bilginer’in delisi bu sistemin dışına çıkmayı başarabilen tek erkek oluyor. Hürmüz günümüze de böyle bir söylemle yaklaşmak istese de filmin tarihselliği ve sanatı onun günümüze yönelik cinsiyet temsilleri eleştiriye açma işlevini arka plana itmekte.

 

İkincil olarak Hürmüz bir ulusal sinema filmi midir? Oyunculuğu ve görselliği ile iki boyutluluğu, ortaoyunu ve tuluatı öne çıkartan anlatımı ile Yeni Osmanlı döneminde bir özgün biçim arayışı mıdır? Biçim-içerik-ideoloji açısından baktığımızda gördüklerimiz bir- doğu-batı dengesine işaret ediyor. Ortada temasaş ve Osmanlı var ama batılı sinemasal perspektiften sunuluyor.   Evet Osmanlı çok toplumlu-kültürlü yapıdaydı. Bugün de ulus-devletleşmek için Müslüman-Türk (ve ataerkil) kimliği yaratmak için çok uğraşan bir devlet babaya rağmen çeşitli kültürel kimlikler kendini göstermeye devam ediyor. Develet babanın oğullarına/kızlarına siyaseten yanlış olan davranışları nedeniyle neler çektirdiklerini Özcan Alperin Sonbahar ya da Hüseyin Karabeyin Gitmek i filmlerine görebiliyoruz. Filmde milletlerin şivelerine göre temsili var ama ortak paydaları erkek ve kandırılabilir olmaları. Laz balıkçı, Arnavut çapkın ve bilumum aksanlı-şiveli erkeğin geldikleri millet ne olursa olsun Hürmüz’ün (ve Müslüman-Türk kanun adamları-hakimler) karşısında yenik düşüyorlar.

 

Biçimde ulusallığı iki boyutlu setler, renkli kostümler bize Osmanlı sahne icraat sanatlarını anımsatan oyunculuk ön planda. Sadık Şendil’in yazdığı ve geçmişte Ayten Göçer’in oyunu ile ünlenen eski Hürmüzlere göre bu Hürmüz’ün müzikal sahneleri kartografisi ve kurgusu Amerikan tipi müzikal filmelere örneğin Chicago filmine daha yakın. Oyunculuk açısından özellikle Çetin Sarıkartal’ın ‘cin çıkaran’ oyuncu koçluğu sayesinde gerçekleşen nüshalı oyunculuk her ne kadar Osmanlı oyunculuğu yorumu gibi olsa da günümüz batı tiyatro oyunculuğu teknikleri ağır basan bir yorumculuktur.

 

2005 yılında Hacivat ve Karagöz gösterime girdiğinde ulusal sinema kavramının (Halit Refiğ’le birlikte) babalığını yapan Metin Erkan’ın bu filmi bir şaheser sayan ve Ezel Akayın Kemal Tahirin Devlet Baba romanını filme çekmesi gerektiğini vurgulayan yazısı çıkmıştı. Ancak tıpkı Metin Erksan’ın Sevmek Zamanı ile ulusal sanatın zirvesine çıkması ancak ticari olarak zarara girmesi ve piyasa işi filmler yapmak zorunda kalışı gibi Ezel Akay da son iki filmi ile ticari başarı sağlayamadı. Hürmüzün sanatsal kaygıları ve bakış açısının geniş seyirci kitlelerine ulaşamayışı Ezel Akay’ı onun gibi ulusal sinema yapanları ve Hürmüz’ü Türk sinema tarihinde nereye koyacak zamanla göreceğiz

Bülten kaydı için tıklayınız