Yeni Türkiye Sinemasında Geridönüşümlü Türler

Murat AKSER profil resmi

Kategorisi : Türkiye Sineması

Yayınlanma tarihi : 21.09.2012

Etiketleri : Türk sineması, türler, yeni Türk Sineması, Yeşilçam


Türk sinemasınının türleri yeniden ve capcanlı olarak aramıza geri döndü. Peki 2007 yılından itibaren senede 100e yaklaşan film üretiminde seyircinin aşina olduğu dramatik, komedi ve sanat filmlerinin dışında başka hangi türlerde film yapılmakta? Klasik Yeşilçam döneminin galibi melodramdır. Üretim açısından melodramı takip eden özel türler var: macera, tarihsel ve bilim kurgu filmleri. 2000li yıllarda Türk sinemasıda yeni türler üretti mi? Bu sorunun cevabı gişede beğenilen yeni yapımlarda gizli. Parodi, korku ve polisiye yeni türler olarak var. Melodram ise Babam ve Oğlum, 120 gibi istisnalar dışında dizilerde devam ediyor. Komedi kendini stand-up aktör-senarist yaratıcılar ile gençlik komedileri olarak kendisini gösteriyor. Gişedeki tercihlere bakıldığında G.O.R.A., Kahpe Bizans gibi 1970lerin yeşilçam türlerini yeniden ele alan oparodi filmlerinin milyonlarca seyirci tarafından beğenildiğini görürüz.

 

Peki türler ne işe yararlar? Türleri kim icat eder? Adları nereden gelir?

Türlerin tanımı zaman içinde gelişir. Önce anlatı bakımından gişede başarılı olan filmler zaman içinde yapımcılar tarafından formüle edilerek tekrarlanmaya başlanır. Seyirci ilgisi devam ettikçe diğer yapımcılar da bu formülleri tekrarlar. En sonunda eleştirmenler bu türleri adlandırır. Western, bilim kurgu, dedektif filmleri Amerikan sinemasında bildiğimiz kültürel kodlarla dolu türlerdir. Türleri tanımlayan ikonografik, anlatımsal, kültürel özellikler onları sınıflandırmamızı kolaylaştırır.

Örneğin bilim kurgu türünde robotlar, uzay gemileri türü görseller ikonik, çılgın mucitin teknolojiyi yanlış kullanması türü karakter ve öykü özellikleri anlatımsal, teknolojinin mutluluk getirmediği aksine yabancılaşma yarattığı teması ise kültürel özelliğidir.

 

Yeşilçam sinemasında ise üç önemli tür vardır: Melodram, tarihsel-macera ve bilim kurgu. Yeşilçam sinemasında üretimin zirve yaptığı yıllara bakıldığında  1970-79 yılları arası 2083 filmden 643ü melodram, 80i tarihi ve 36sı bilim kurgudur. 2000li yıllarda ise melodrama ara ara sinemada görülse de komedi filmleri ve en çok da parodi filmleri gişe yapmıştır.

 

Yeşilçam’ın türlerinin de ikonik ve anlatısal olarak taklit/yerelleştirmeyi kullanması ve modernleşmenin sorunsallarını türlere üzerinden çözmeye çalışmaları iki önemli işlevleri olmuştur.

 

Parodinin yükselişinin ardında işte bu modernizm eleştirisi yatmaktadır. Kentleşme ve sorunlarını çözümlemeye çalışan ve kadının görünürlüğünü sorgulayan melodram Arabesk ve Ömerçip gibi filmlerde kadının özgür ve bağımsızlığı vurgulatılarak çökertilmiştir. Aynı şekilde teknolojik olarak geri kalma kompleksini sorunsallaştıran bilim kurgu filmine yerel anlatım ve üstün teknolojik yetkinlik ile G.O.R.A. karşılık verir. Arif Türk karakterinde Cem Yılmaz hem teknoloji ve insan olan değerlerle barışıktır hem de filmin kendisi Hollywood görsel efeklerinin teknolojisi ile başedebilen kalitedede olduğuna özellikle vurgu yapar. Kahpe Bizans ise 1923 sonrası ulus-devlet olma çabasında olan Türkiye’de Kara Murat, Tarkan gibi filmlerde rastlanan anakronistik etnik milliyetçilik ile alay eder.

 

Polisiye ve Korku Yeni Türler

Tüm bu türlerin üstüne daha önce Türk sinemasında olmadığı düşünülen ama 2000 sonrası düzenli olarak seyirciye ulaşan yeni türler de var. Sis ve Gece, Ejder Kapanı, Av Mevsimi, Behzat Ç. Polisiye türünün başarılı örnekleri oldular. Bu filmlerde toplumsal paranoya, adaletsizlikle kişisel hesaplaşma gibi temalar öne planda. Yeşilçam tarihinde suç ve polislerle ilgili filmler de oldu: Kanun Namına (1952), Zehir Kaçakçıları (1952), İstanbul Canavarı (1953), Kör Kuyu (1957), İstanbul Macerası (1958), Kurşunum İmzamdır (1964), Fişek Necmi (1965), Tilki Selim (1966), Kızıl Tehlike (1967), Cehennem Takibi (1969), Katil Kim (1971), Babanın Arkadaşı (1972), Ölüm Yolcusu (1974), Mavi Mercedes (1977).

 

Cüneyt Arkın ise 1970lerin polisiye filmlerinde en çok görülen oyuncudur: Cemil (1975), İnsan

Avcısı (1975), Cemil Dönüyor (1977), Görünmeyen Düşman (1978), Ölüm Görevi (1978), Kanun Gücü (1979), Vazife Uğruna (1986), Polis Dosyası (1989). 1980lerde uyuşturucuya karşı savaş da polisiye filmlerin önde gelen konusu olmuştur: Beyaz Ölüm (1983), Eroin Hattı (1985), Kıskıvrak (1986).

 

Korku ise başka bir tür olarak yeniden öne çıkar. Yeşilçamın klasik dönemindeki korku filmleri Hollywood vamir ve zombi filmlerinin uyarlamalarıdır: Çığlık (1949), Drakula İstanbul’da (1953), Ölüm Saati (1954), Ölüler Konuşmaz Ki (1970), Şeytan (1974).

 

Yeni korku sineması ise dini korkular ve suç-günah kabul edilebilecek bir vicdani pişmanlığın maddeleşerek suçlulardan intikam alması temasını işler: Okul, Büyü, Dabbe, Araf, Gomeda, Gen, Semum, Cehennem, Musallat. Bu filmlerde estetik teknik olarak japon sinemasında gelişen ve Tan Tolga Demirci’nin değişiyle “psikanalitik olarak anne-sorunsallı doğu korku sineması” öykünen filmer vardır. Dabbe ve Semum Ring ve Grudge filmlerinin estetiğini taşımakla beraber islami öğeleri kullanarak batı korku sinemasına alternatif elle tutlamayan vicdani korkuyu simgeleyen ruh-cin-zebani türü varlıkların lanetiyle ilgilenir.

 

Yepyeni Türler

Dini sinema Hür Adam ile 2 milyon seyirci buldu. Dini önemi olan kişiliklerin yaşam öykülerinin estetik olarak sade anltan filmlerin saysında artş olabilir. Dini sinemasın öncüleri Yücel Çakmaklı (Minyeli Abdullah), Salih Diriklik (Gençlik Köprüsü), Mesut Uçakan (Yalnız Değilsiniz), İsmail Güneş (Sözün Bittiği Yer) kültürel yozlaşma, türban sorunu, modernleşme ile hesaplaşma sorunsalını muhafazakar açıdan incelemekte. Tam da dini filmelrde canlama varken en şaşırtan bir animasyon film oldu. Allah’ın Sadık Kulu – Barla filmi 2 milyona seyirci yakalayarak en başarılı Türk animasyon filmi oldu.  Dini sinema sektörünü canlandıran bu gelişme uzun metrajlı çizgi film yapımlarına yol açacak. Oysa ilk Türk uzun metrajlı çizgi filmi Evvel Zaman İçinde banyo işlemleri için Hollywood’a gitm,ş ve orada kaybolmuştu. Bugün tektük kareleri bulunan bu film belki de Amerikalılarca sektörlerine vurabilecek olası bir darbe korkusuyla yokedildi. Bundan sonraki çizgi filmler kısa ve sisayal oldu Tonguç Yaşar-Sezer Tansuğ’un Amentü Gemisi Nasıl Yürüdü ve Tan Oral’ın Sansür filmi deneysel örnekler arasında yeralmakta.

 

Yeni Türkiye sinemasında yeşimçamdan gelen türler yeni bakış açıları ve teknoloji ile günümüze uyarlanarak gişede başarılı olan filmler üretmektedir. Özellikle parodi filmleri üç kalsik türü alaya alırken yeniden üretir. Daha marjinal kalan korku ve polisiye türler ise günümüze ait yeni toplumsal sorunsalları ekranda çözümler. Dini sinema ve animasyon ise önümüzdeki 10 yılda beklenmedik yeni açılımlarda bulunacaktır.

 

Bülten kaydı için tıklayınız